21 Ekim 2014 Salı

Hızlı kilo vermenin yolları sizlerle

Kilo problemi çoğu insanın sorunu olmuştur nasıl kilo vereceğim diye strese ister istemez sokuyor kilo problemi.Hızlı ve sağlıklı kilo vermek istiyorsanız bu yöntemleri uygulaya bilirsiniz.Sağlıklı ve hızlı kilo vermek için bu adımları uygulamalı ve bunu mutlaka spor ile desteklemelisiniz.
Hayatınızdaki en kalorili yiyecekten kurtulmalısınız.
Yiyeceklerinizi azaltmanızı söylemiştik. Ancak alırı kilo almanızı tetikleyen en kalorili yiyeceği hayatınızdan çıkarmanız daha hızlı kilo vermenizi sağlayacaktır. Bir süre sonra zaten o yiyeceğin tadı.. ağzınızdan silinecektir.
Normalde yediğiniz yemek miktarını azaltmalısınız.
Normalde yediğiniz yemeklerin miktarınız azaltarak fazla gelen kalorinin yağa dönüşmesini engellemelisiniz. Harcadığınız enerjiden fazla gelen kalori miktarı vücudunuzda yağa dönüşür. Hızlı kilo vermenin ana maddesi olan bu adım çok önemlidir.
Yiyecek veya içeceklerden en az kalorili olanları tercih edin.
Birkaç içecek tercihiniz olduğunda örneğin portakal suyu yerine domates suyunu tercih edebilir, vişne suyunun kalorisini %50 ye düşürmek için sodayla karıştırabilirsiniz. Şerbetli ve sütlü tatlı tercihinizde ise sütlü tatlılar sizin için daha iyi olacaktır.
Ayaküstü atıştırmalıkları bırakmalısınız.
Öğünlerinizi azaltarak belirli saatlere yerleştirin ve o saatlerde düzenli olarak öğünlerinizi yiyin. Atıştırmalıklardan ve ayaküstü yenen yemeklerden vazgeçerek hızlı kilo verebilirsiniz. Bunlar sizin doymanızı sağlamaz ve fazla yağ olarak size geri döner.
Sürekli süt içiyorsanız yağsız süt tercih edin.
Hayatınızda süte büyük yer veriyorsanız ve düzenli olarak içiyorsanız yağsız sütleri tercih edin. Her gün içtiğiniz 1 fincan yağlı süt yerine 1 fincan yağsız sütü tercih ettiğiniz zaman haftada 32 gr yağ almayı engellemiş olursunuz.
Çok kalorili ev yemeklerini erteleyin.
Hızlı kilo vermenizi engelleyen en büyük sorunlardan biri de annenizin yaptığı yağlı ve hamur işi yiyeceklerdir. Bunlardan kesinlikle uzak durmalısınız.
Buzdolabınızda yememeniz gereken yiyecekleri barındırmayın.
Buzdolabınıza sizin için zararlı olan fazla kalorili yiyecekleri almayın ve göz önünüzde bulundurmayın. Dolabı her açtığınızda canınızın çekeceği bir şeyi görmek insanın sabırlarını zorlayabilir.
8.Alkolü hayatınızdan çıkarmalı, su ve sodayı tercih etmelisiniz.
Sağlığınıza zararlı olan alkol yerine su ve sodayı tercih ederek yağların yakıldığını ve hızlı kilo verdiğinizi göreceksiniz.
Sürekli oturmayın ve hareketli olun.
Günlük yaşantınız dâhil olmak üzere iş yaşantınızda veya bir markete giderken bile hızlı hareketlerde bulunarak hızlı kilo verebilirsiniz. Boş zamanlarınızda oturmayı değil, yürüyüş yapmayı tercih edin.
Diyetinize sadık kalın.
Yaptığınız diyetten sonra kilo verdiğinizi görünce diyetinizi gevşetmeyin. Unutmayın ki istediğiniz kiloya ulaşabilmek için diyetinizi düzenli olarak yapmalısınız.
İş hayatınızda gereksiz yiyecekleri terk edin.
İş hayatınızda sürekli olarak tercih ettiğiniz kahve, şekerli çay, atıştırmalık hamburger artık size göre değil. Hızlı kilo vermek için bunları hayatınızda çıkarın ve yerine suyu getirin. Göreceksiniz ki su yağlarınızın yakılmasının büyük bir anahtar olacaktır.
Kahvaltı öğününüzü atlatmayın.
Kahvaltısız bir gününüz olmasın. Unutmayın ki kalktıktan sonra bir saat içerisinde kahvaltınızı yapmazsanız sonraki zaman içerisinde yediğiniz her besin yağ olarak depolanacaktır.
Yemek yerken farklı işlerle uğraşmayın.
Yemeğinizi yerken bütün dikkatinizi ona verin ve yavaş yiyin. Televizyon karşısında yediğiniz yemek sizde doyma hissi oluşmamasını ve daha fazla yemenizi tetikler.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Ekim 21, 2014
Yazan: sefa güler Salı, Ekim 21, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Ozon Yağı Nedir

Ozon yağının kullanıldığı bölgelerde bakteri yaşayamaz. Güneşin ultraviyole ışını ve yıldırım anında ortay çıkan elektrik arkları ile oluşan ozon, dünyanın etrafında koruyucu kalkan olarak mevcuttur ve canlıları güneşin radyasyon etkisine karşı korur. Yıldırımlar sonucu oluşan ozon, havayı temizler.Özellikle yükseltilerde ve deniz kenarlarında, taze hava kokusu diye içimize çektiğimiz havada bu hissi yaratan, yıldırımlar sırasında meydana gelmiş olan ozon üç tane oksijen atomundan oluşmuş yüksek enerjili bir moleküldür.

Ozon Yağının Faydaları

Aktif oksijen ( Ozon O3 ) bilinen en etkili mikrop öldürücü ve koku gidericidir.
Aknelerden kurtulmanıza yardımcı olur.
Ayak mantarlarının iyileşmesine iyi gelir.kekiler ve yaralar için güzel bir iyileştiricidir mükemmel bir antiseptiktir.
Kepeğin tamamen yok olmasında büyük fayda sağlar.
Baş ağrılarına iyi gelir baş ağrılarını geçirme özelliği vardır.
Egzaman hastalığını tedavi etmede kullanabilirsiniz.
Pişiğe de iyi gelir pişik olan yeri iyileştirir.
Güneş yanıklarınıda tedavi eder güneş yanıklarının ağrısız ve çabuk geçmesini sağlar.
Kaslardaki ağrı, spazm ve kramp giderilir.
Dudak çatlamalarınada iyi gelir.Ter konusunda da faydalıdır.
Hafif  ve uzun süre etkili bir deodorant olur.
Basur hastalığı içinde faydalıdır.
Grip ve nezlede burun yolu ile kullanılabilir.
Ağız pamukçuklarında, aft ve uçuk tedavisinde kullanılabilir.
Şeker hastalarında oluşan yaraların iyileşmesinde yaraların iyileşme süreçlerini hızlandırır.
Büyük eklem romatizması, eklem romatizması, kas yırtılması, kas gerilmesi gibi ağrılı hastalıklara sebep olan iltihapların iyileştirilmesinde.Cilt lekeleri, sivilce izleri, kırışıklıklar,cilt sarkmaları, sedef hastalığı, ürtiker, melenin yapı bozukluğu,ciltte renk farklılıkları ve cildin yenilenmesine ihtiyaç duyan her tip cilt hastalığı Yaşlanmaya bağlı hücre yenilenmesinin azalması durumunda, ciltte oluşan yaraların daha geç iyileştiği durumlarda,yaşlanmanın etkilerini azaltmakta.Oksijen seviyesinin artmasına bağlı olarak hücre metabolizmasının hızlanması selülit görünümünü azaltmakta ve yok etmekte.Zararlı alerjen ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamakta.Çürüklere neden olan bakterilerin öldürülmesinde,diş eti iltihabı gibi durumlarda iltihabı yok etmekte.Cinsel fonksiyonların düzenlenmesinde,Cinsel organda oluşabilecek yaraların tedavisinde kullanılır.


Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Ekim 21, 2014
Yazan: sefa güler Salı, Ekim 21, 2014 Yorum Yok Devamını Oku
Eğer havale yapacaksanız kesinlikle mecbur değilseniz bankadan havale göndermeyiniz.Bankalarda yapılan işlemlerde üçret olarak fazla para cebinizden çıkmaktadır kolay para kazanılmıyor.Daha az ücreti ödeyeceğiniz yolları seçerseniz paranız cebinizde kalır buda benden size tavsiye olsun.

Peki havale nedir

Yanlızca aynı bankalar arasında yapılan işleme havale denir.Havale para gönderilecek kişinin hesap numarasına veya ismine gönderilir.Aslında aynı banka üzerinden karşıdaki kişiye para gönderme işlemidir.Havale işlemi bankadan, ATM makinesinden, internet veya telefon bankacılığı yoluyla yapılabilmektedir.
Alınan havale ücreti gönderilen paranın miktarına göre alınır.Eğer bankadan havale gönderecekseniz bankadan gönderdiğiniz miktara göre üçret ödersiniz.Bankadan yapılan işlemde ATM,telefon bankacılığı ve internetten yapılan havale işleminden daha fazla ücret alınmakta.En mantıklısı telefon bankacılığı,internet veya atmeden havale yapmaktır.
Bu yazımızada baka bilirsiniz
Eft ve havale arasındaki fark nedir
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Ekim 21, 2014
Yazan: sefa guler Salı, Ekim 21, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

20 Ekim 2014 Pazartesi

Eft elektronik fon transferi kısaca Eft nedir

Iki banka arasında tl cinsinden ödemelerin yapıldığı sistemdir bu sistemle telefon dan ve internetten doğal gaz,elektirik,su gibi bunlara benzer fatura borçlarınızı anında ödeye bilirsiniz yani telefon ve internet bankacılığı da diyebiliriz.Gün içi işlemler 08.30 - 17.30 arasında yapılmaktadır.
E.F.T sistemi 1 nisan 1992 tarihinde T.C.M.B. bünyesinde sistemin devreye girmesi ile başlatılmıştır. Sistem T.C. Bankalar Kanunu tarafından düzenlenmektedir ilgili sorumluluk T.C.M.B.'na aittir.
Bu sistem sayesinde ülke içerisindeki mali ve finansal dengelerin sağlanmasında önemli katkı sağlamaktadır.
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle artık bütün bankaların mobil proğramı var elinizdeki telefon mini banka haline geliyor fatura borçlarınızı bu proğramlardan bankaya,ptt ve fatura ödeme merkezlerine gitmeden ödeyebilirsiniz.
Eft ve havale arasındaki fark nedir burdan bakabilirsiniz.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazartesi, Ekim 20, 2014
Yazan: sefa guler Pazartesi, Ekim 20, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

19 Ekim 2014 Pazar

Kalça ve Karın kaslarını zayıflatmak için yazılı resimli ve videolu egzersiz hareketleri

Kalça ve karın yağlarınız dan bu hareketleri düzenli şekilde yaparak kurtulabilirsiniz. Hareketleri yapmaya başla dıktan sonra 1 hafta boyunca 3 er seri halinde 10 tekrar şeklinde yapacağız. 2 inci hafta da ise 3 er seri halinde 15 e çıkaracağız.3 üncü hafta da ise 3 er seri halinde 20 ye çıkaracağız hareketleri.Seri nedir açıklayalım bilmeyenler için iki ayağımızı da sırayla 3 kere kaldırıp indirmeye 1 seri deniyor.Tekrarlar sırasında dinlenmeyi unutmayalım tekrar aralarında 30 saniye mutlaka dinlenelim.

Kalça Sıkılaştırma Hareketi

Bu hareket kalçayı sıkılaştırmaya yarar.Nasıl yapıldığı resimde görüldüğü gibi yüz üstü yere emekleme pozisyonu alın ve ellerinizi dirseğinize kadar yere koyun ve bacağınızın biri yerde diğeri ise bükülü vaziyette havaya kaldırın ve yavaşca indirin,kaldırın topuğunuz yukarı bakacak sırtınızın düz olması lağzım bacağınızı fazla zorlamayın kaldırabildiğiniz kadar kaldırın dirseklerinize dayanın ellere dayanmayın bu hareketi yaparken düzenli nefes alıp veriniz.
Topuğunuz yukarı doğru bakmalı,
Sırtınızı tamamen düz tutun,
Kalçanızı maksimum oranda sıkın,
Bacağınızı fazla kaldırmaya çalışmayın,
Ellerinize değil, dirseklerinize dayanın,
Gövdenizi çevirmeyin,
Güç harcarken nefes verin.
3 kere yaptıktan sonra ayak değiştirelim

Kalça ve Bacakları Geliştirme Hareketi

Bu hareket de kalça ve bacakları kuvvetlendirmeye yarıyor ve yüksek kalori harcanmasını sağlar.
Hareket gördüğünüz gibi çok basit ayakta düz vaziyette duralım bir bacağımızı öne atalım arkadaki bacağımızın üstüne ayağımızı kırarak aşşağıya doğru düz vaziyette dizimiz yere temas etmeyecek şekilde eğilelim kalkalım.
Öne değil de zemine doğru gitmek için arka bacağınız üzerinde yaylanın,
Karın kaslarınızı kasın,
Arkada duran ayağın topuğunu kalkık tutun,
Dizinizi yere koymayın.
3 kere yaptıktan sonra ayak değiştirelim

Kalçayı Kuvvetlendirme Hareketi

Bu hareketin faydası kalçayı çalıştırır ve kuvvetlendirmeye yarar.
Sırtınızın üstüne yatın ayaklarınızı kendinize doğru çekin kalçanıza doğru.Ayaklarınız yere düz vaziyette basılı olmalıdır topuklardan ve sırtınızdan güç alarak belinizi havaya doğru kaldırın ve indirin bu hareketi yaparken kollarınızı sağa sola açın ve kapatın.
Sırtınızın üst kısmını ve omuzlarınızı yerde tutun,
Kaldırma sırasında kalça ve karın kaslarınızı sıkın,
Yukarı çıkmaya çalışırken dizlerinizi açmayın,
Her tekrardan sonra değil seriyi tamamladıktan sonra dinlenin,
Güç harcarken nefes verin.
Fazla zorlamadan dinlenerek yapalım

Arka Kalça Kaslarını Çalıştırma Hareketi

Bu hareket te arka kalça kaslarını ve kalçayı kuvvetlendirmeye yarıyor.
Emekleme vaziyeti aldıktan sonra bir bacağımızı büküyoruz diğer bacağımızı da düz bir şekilde havaya kaldırıp indiriyoruz ellerimiz dirseklerle beraber yerde olacak.
Sırtınızı mümkün olduğu kadar düz tutun ve bacağınızı yukarıya doğru kaldırırken kalçanızı olabildiğince sıkın.
Bacağınızı çok yükseğe çıkarmaya çalışmayın,
Ellerinize değil dirseklerinize dayanın,
Gövdenizi çevirmeyin,
Dizlerinizi açmayın,
Güç harcarken nefes verin.
3 kere yaptıktan sonra ayak değiştirelim

Yan Kalçayı Çalıştırma Hareketi
Bu hareketin faydasıda kalça ve kalçanın dış kısmını kuvvetlendiriyor.
Yanlamasına uzanıyoruz bir bacağımız altta bükülü vaziyette olacak diğer bacağımızıda havaya kaldırıp indiriyoruz.Ayağımızı zemine bakacak şekilde kaldırıyoruz.
Bacağınızı kaldırırken kalça kaslarınızı kuvvetle sıkın,
Bacağınızı indirirken zemine dokunmayın,
Güç harcadığınız aşamada nefes verin.
3 kere yaptıktan sonra ayak değiştirelim 

Video da ise bacak,karın ve kalça eritme hareketleri nasıl yapılır izleyiniz.
Bu hareketler karın ve kalça kaslarını zayıflatmaya yarıyor.Artık yağlarınızdan kurtulun bu hareketler ile güzel bir vücuda sahip olun.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ekim 19, 2014
Yazan: sefa güler Pazar, Ekim 19, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Periskop Nedir ve Ne İşe Yarar

Periskop kavramı; toplumda pek fazla bilinirliliği olmayan bir kavram olsa da, aslında çoğu kişinin fikir sahibi olduğu bir alettir.Öyle ki periskop, deniz altılarında kullanılan ve de denizin altından deniz yüzeyindeki cisimleri görmek için kullanılan bir nevi dürbündür. Periskopların çalışma prensiplerine göz atıldığında, bu nesnelerin çalışma prensiplerinin oldukça basit bir şekilde dizayn edildiği görülmektedir.Periskoplar, optik bir düzeneğe sahiptirler ve prizmalar sayesinde görüş açısı sağlamaktadırlar. Periskopların günümüzde çeşitli kullanım alanları bulunsa da, en çok deniz altılarında kullanılmaktadırlar. Günümüz teknoloji dünyasında ülkelerin oldukça önem vermeye başladığı denizaltılarda yüzeyin gözlemlenmesi periskoplar aracılığıyla sağlanırken, bu alet deniz yüzeyine çıkarak gözlemler yapılır. Periskoplarda uzunca bir boru bulunur ve bu boru deniz yüzeyine kadar yükselir. Deniz yüzeyinden gelen ışınlar, periskopta bulunan kiriş aynası tarafından 90 derecelik açıyla kırılır ve böylece kırılan ışığın periskop borusu aracılığıyla aşağıya inmesi sağlanır. Periskopun alt tarafından bir ayna daha bulunur ve 90 derecelik açılarla kırılarak aşağıya doğru inen ışınlar, burada diğer ayna tarafından tekrar 90 derecelik açılarla kırılır ve tekrar kırılan ışınlar göze iletilir. Böylece deniz yüzeyinin görüntüsü oluşmuş olmaktadır.
Periskopu meydana getiren en önemli parçalardan birisi olan periskop borusu, isteğe göre oldukça uzun bir boyda olabilir. Denizin çok altında olmasına rağmen, periskop borusu sayesinde deniz yüzeyi gözlenebilmektedir. Fakat periskop borusunun boyu ne kadar uzarsa, boruya ara merceklerin yerleştirilmesi gerekmektedir. Bunun nedeni ise, mesafe uzadıkça kırılan ışınların aşağıya doğru daha rahat bir şekilde uzanmasının gerekliliğidir. Periskoplarda, görüş açısı ile periskop borusunun çapı doğru orantılıdır. Eğer boru çapı küçülürse, görüş açısı da aynı oranda daralma göstermektedir. Aynı zamanda eğer periskop borusunun çapı azalırsa, boruya gelen ışınları azaltarak oldukça dar mesafelerin gözlemlenmesine neden olur. Aynı durum, periskop borusunun uzun olması durumunda da geçerlidir. Denizin altından daha geniş görüntüler elde edebilmek için, ara mercekler oldukça önemli bir rol oynar.
Periskopların bakımının yapılması, bu aletlerin kullanımı açısından önemlidir. Öyle ki bazı durumlarda periskop borularında buharlanma meydana gelebilmektedir. Bunun nedeni ise, nemdir. Bu tür durumlarda periskoplardan görüntü alınması tamamen engellenebilmektedir. Bu sorunu çözebilmek için öncelikli olarak periskop borusunun içerisindeki havanın boşaltılması gerekir. Ardından boruya, azot gazı doldurulur. Azot gazının buradaki fonksiyonu ise, bu gazın kuru hava sağlama özelliğidir. Sağlanan kuru havayla, görüntü alınmasını sağlayan merceklerin buharlanması engellenmiş olmaktadır.
Periskop kullanımının tarihsel süreç içerisinde incelenmesi, öncelikle 1.Dünya Savaşına dayanmaktadır. Farklı kara savaş araçlarında da kullanılabilen periskoplar, burada denizaltılarında kullanılmış ve savaşta yer almıştır. Periskopların önemi ise; asıl olarak 2. Dünya Savaşında ortaya çıkmıştır. Bu savaşta denizaltılar, ülkeler için oldukça önemli roller oynamayı başarmıştır. Periskoplar, günümüzde hala denizaltılarında kullanılmakta ve askeri güç anlamında önemini daima korumaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte daha da geliştirilen periskoplar, hem gece hem de gündüz oldukça uzak mesafelerden görüntü alınmasını sağlamaktadır.

Periskop Nasıl Yapılır

Aşağıda bir karton ve iki düz ayna kullanarak kendi basit yapılı periskobunuzu nasıl yapabileceğiniz anlatılmakta. Resmin üzerine tıklayarak büyük boyutta kaydedebilirsiniz.Gerekli Malzemeler:
-Ayna 2 adet
-Mukavva (Plastik su borusu da kullanabilirsiniz.)
-Siyah fon kağıdı
-Dış kısım için kaplama kağıdı
-Makas
-Maket bıçağı
-Yapıştırıcı
Yapılışı: Mukavva üzerine dikdörtgenler prizmasının açık halini çizin.Kenarlara maket bıçağıyla hafif bir iz yapın ve kıvırın.Prizmanın bir tarafının (geniş olan) alt kısmınakarşı tarafın üst kısmına birer pencere açın.Mukavvanın içini siyah fon kağıdıyla kaplayın (ışık yansımalarını azaltacak).Aynaları 45 derecelik açıyla yerleştirin.Bu yerleştirme sırasında alt pencereden baktığınızda üst taraftan bakanın gözünü görmeniz gerektiğini unutmayın.Aynalara doğru pozisyonu belirleyin ve iç kısıma yapıştırın.Mukavvanın açık olan kenarlarını yapıştırın ve istediğiniz şekilde kaplayın.Üst kısımda kalan aynayı arabaların dikiz aynası olarak seçerseniz daha geniş bir bölgeyi görebilirsiniz (tümsek ayna olarak).
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ekim 19, 2014
Yazan: sefa güler Pazar, Ekim 19, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Genetiği değiştirilmiş organizmalara kısaca GDO denir. GDO yani doğal olmayan bir üründür.Örneğin; Domatesin genetiğini değiştiriyorlar domatesin genetiğine balık genetiği karıştırıyorlar neden yapıyorlar peki bunu domates dolap ta daha fazla dursun çabuk bozulmasın diye yani saklama ömrü fazlalaşsın diye yapıyorlar.Anlıyacağınız yediğimiz içtiğimiz herşeye GDO lu mu değilmi dikkat edeceğiz.

GDO nedir

Bir organizmaya ait kalıtsal bilgilerin (DNA veya RNA) biyoteknolojik olarak değiştirilmesidir.Canlı bir organizmadaki herhangi bir fonksiyonun ve ya canlının dış yapısının bir özelliği genetik olarak farklılaştırılabilir ve ya genetiğiyle oynanmış başka bir canlı organizmada devam ettirilebilir.Bu biyoteknoloji doğru kullanıldığında insanlığın faydasına çalışmalar artabilir.

Sağlığa Zararları

GDO'lar öldürücü seviyede alerjilere sebep olabilir.GDO'lu yemleri tüketen hayvanların antibiyotik direnci artar.Bu sebeple antibiyotiklerin etkisi azalır.GDO'lu ekim yapılan bölgelerde yabani otlar için kullanılan ilaçlar memeli hayvanlar için toksik etki ve insanların hormonal dengesini bozabilir.GDO'ların ortama bıraktığı böcek zehirlerinin bir kısmının insanlarda sindirilemediği su yüzüne çıktı.Hemen hemen her GDO'nun içerdiği böcek öldürmeye yarayan  toksinler hamile kadınların kanında ve fetusunda gözlenmiştir.İtalya'da yapılan bilimsel çalışmaların ardından marketlerde satılmakta olan sütlerin %25 inde GDO gen parçalarına rastlandı.
Bitki bünyesinde, insanda alerjiye neden olan veya zehirleyici etki yapan bazı farklılaşmalar yaşanabilir.
Gen aktarımında kullanılan bazı teknikler nedeniyle genleri değiştirilmiş bitkileri tüketen insanlarda antibiyotiklere direnç gelişmesi olasılığı söz konusu.Bu genlerin ürünü olan proteinlerin bağışıklık sistemimizi çökertme riskleri, kanser başta olmak üzere ne tür başka hastalıkları tetikleyecekleri günümüz teknolojisiyle tahmin edilemiyor.Bu gıdaların genleriyle oynandığı için insan gen yapısında uzun dönemde değişiklik yapıp yapmayacağı bilinmiyor.Hamileler, büyüme çağındaki çocuklar, beslenme bozukluğu olanlar ve kronik hastalar için özellikle zararlı. Bunlar konserve gibi, besleyici değerleri düşük. Tabiatın yapısına da aykırı.
Kanserojen olma ihtimalleri yüksek ama sigara gibi, 20 yıl sonra çıkıp "Kanser yapıyor" dediğinizde "Başka bir yığın kanserojen olabilir" diyecekler.Bu gıdaları görünüşünden anlayamazsınız. Ancak gelişmiş laboratuvarlarda yapılan testlerle belirlenebilir. Soyalı ürünlerin yüzde 90'ında var. Bebek mamalarında özellikle ailelerin dikkat etmesi gerekli. Mısır nişastasında bulunuyor. Artık domateslerin büyük bölümünde var.Viyana Üniversitesi'nde fareler üzerinde yapılan araştırmalarda, GDO'lu domatesleri yiyen farelerin, üç nesil sonra kısırlaştığı görülmüş. İnsan ömrü fareden uzun. İnsanların 30 yaşında evleneceğini düşünürsek, bunu anlamamız için, 90-100 yıl geçmesini mi bekleyeceğiz.Almanya ve Fransa'da GDO'lu ürünlere yasaklama getirildi.


Hangi ürünler GDO'lu olabilir

Bunu tespit etmek zor çünkü dünya üzerinde bir çok besinin genetiğiyle oynanmıştır. Yer fıstığı, ay çiçeği, soya, bal kabağı, kabak, pirinç, patates, domates gibi bazı besinler GDO'ludur. Karpuz, kavun, biber, ananas ,kiraz , ahududu ve çilek gibi bazı besinlerin üzerinde hala çalışıyor.Soya ve mısır bu listenin en başında yer aldıkları için bu besinlerden üretilen besinlerin de GDO'lu olma ihtimalleri büyük. Bu besinlere örnek olarak  glikoz şurubu, sakkaroz, un, nişasta ve fruktoz içeren gıdalar verilebilir.Kraker, puding, bebek mamaları, bitkisel yağlar, hazır çorbalar, çikolota ve gofretler de risk grubu altındalar. Sağlığınız için bu besinlerden olabildiğince kaçınmanız en iyisidir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ekim 19, 2014
Yazan: sefa güler Pazar, Ekim 19, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Çini sanatı nedir

Çamilerde çok rastladığımız cami içindeki fayansların süslemeleri çini sanatıdır.Fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süsleme işine "çinicilik" denir.Geneleksel türk sanatlarından biri olan çini sanatı osmanlılardan günümüze kadar gelmiştir.Günümüzde popilerliğini kaybetmemiş süsleme sanatıdır.Çini sanatı toprağı pişirip ve pişirilen toprağa şekil verilir kap-kacak, tabak, vazo, sürahi, fayans, porselen tabak, seramik vb gibi eşyalar üretilmesine dayalı bir el sanatıdır.Çini sanatının tarihçesi; Türk çini sanatının tarihi ilk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılara kadar dayanmaktadır. Bu da çini sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir.Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları çiniyi mimari süslemelerde sıkça kullanmış, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır.
Çini türleri
1. Duvar çinileri
2. Evani denilen bu tür tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri seramik ürünlerinden oluşmaktadır. Bu türe halen kullanma seramikleri demekteyiz.
Çini sanatı nedir video izleyiniz

Çini sanatı nasıl yapılır

Tebeşir, kum, kaolen gibi doğal malzemeler karıştırılıp hamur haline getirilir.Bu hamur şekillendirilerek kuruması için bir süre beklenir.İstenilen kuruluğa sahip olan hamura astarlama çalışılması yapılır.Bu astarlama işi, hamuru beyaz bir görünüm kazandırır.Parçalar çok yüksek derecede fırında bir gün boyunca
pişirilir.Pişirilen parçaların pürüzlü yüzeyi, zımpara yardımıyla düzeltilir ve pürüzsüz bir zemin elde edilir.Yüzey kara kalem ile çizilen beyaz bir kağıt ile üzeri kaplanarak, diğer işlemleri yapmak için zemin oluşturulur.Desen iğne ile delinir ve kömür tozu yardımıyla yapılacak çini yüzeyine aktarılır.Çini sanatına uygun kobalt ve siyah renkten oluşan boya yardımı ile desen kontürleri oluşturulur.Sanatçının zevkine veya hayal dünyasına uygun renkler ile iç zemin boyanmaya başlanır.Boyanan obje camsı bir sır ile kaplanarak, pişirilme aşamasına getirilir.Parçaların ayrı ayrı pişirilmesi sağlanır ve tekrar ikinci bir pişirilme aşamasına tabii tutulur.Pişirilen parçalar yavaş yavaş soğutularak kırılması önlenir.
Kesinlikle izleyin videoyu

İznik Çinisi
İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır.16. yy'da İznik'te üretilen çinilerde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde büyük gelişmeler olmuş ve Türk çini sanatı en parlak dönemini yaşamıştır. Osmanlı, mozaik gibi teknikleri bırakmış sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Bunun yanı sıra saray nakkaşhanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve üretilmeye başlanmıştır. Kırmızı, yeşil, mavi, lacivert, turkuaz ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinilerinde yeni bir devir yaşanmaya başlanmıştır.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ekim 19, 2014
Yazan: sefa güler Pazar, Ekim 19, 2014 Yorum Yok Devamını Oku
  • RSS

Abonelik

Translate,Dil Ceviri

Blog Arşivi

Duyuru!
Sizlere Daha İyi Hizmet Verebilmemiz İçin

Lütfen Okuduğunuz Yazılar Hakkında

İyi Veya Kötü Yorum Yazınız. Siteden Kopyalanan İçeriklere Lütfen Link Veriniz.
Bumerang - Yazarkafe

İstek ve Şikayet Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *