31 Ekim 2014 Cuma

Kadınlar cinsellikten neden zevk almaz

Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.
Aile Sağlığı Araştırma Derneği internet üzerinde yaptığı bir çalışmaya göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar!  Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var!  Üstelik sorun bununla da sınırlı değil.  Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor.  Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor.  Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor
İnternet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 neden şöyle sıralanıyor:
1. İlişkideki duygusal problemler.Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tutku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.
2. Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar.İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir.Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.
3. Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar.
4. Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi).
5. Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi).
6. Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar).
7. Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneler.Testosteron hormonunun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.
8. Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı  gibi) Uykusuzluk. Çoğu kadın için ilişkilerde uyku seksten önce gelir.
9. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak.Mahremiyet korkusu. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.
10. Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam.
Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cuma, Ekim 31, 2014
Yazan: sefa güler Cuma, Ekim 31, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

30 Ekim 2014 Perşembe

Günde 2 litre su tüketilmesinin diş sağlığını korumaya ve tükürük kaynaklı ağız kokusunu engellemeye yardımcı olur.Yoğun olarak çay, kahve, Alkol içmenin ve şekerli gıdalar tüketmenin ağızdaki bakterilerin artmasına neden olacağını ve bunun sonucu olarak da ağız kokusu oluşur bu yiyecek ve içeceklerin az miktarda tüketilmesi ve sigaradan da uzak durmak gerekir.

Ağız kokusu neden kaynaklanır

Tükürük bezleri; tükürük salgılamak ve bu salgıyı ağız içine iletmekle görevlidir. Gün içinde gıda alımının azalması (açlık), susuz kalma gibi nedenlerle de ağızdaki tükürük miktarı azalabiliyor. Aynı şekilde gece tükürük salgısı uykuda tamamen sıfırlanır. Ağızdaki tükürük üretiminin azaldığı, ağız kendini temizlemek için ihtiyaç duyduğu sıvıyı bulamaz. Bu nedenle özellikle sabahları uyandığımızda ağzımız kokabilir.

Hangi hastalıklar tükürük üretimini azaltır

Kişisel kaynaklı nedenler dışında antihistaminikler, tansiyon ilaçları, psikiyatrik ilaçlar, şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar da tükürük üretimini azaltan nedenler olarak dikkat çekiyor. Bunun dışında ağız içinde oluşmuş bir enfeksiyon, ilerlemiş bir diş eti hastalığı ağızda kokuya neden olabilir.

Ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenler

Diş fırçalama işleminin yanı sıra, dili fırçalamak ve diş ipiyle diş aralarında yiyecek artıkları birikmesine engel olmak da ağız kokusunu engellemek konusunda büyük önem taşıyor. Eczanelerde satılan nane aromalı ağız gargaraları, yemeklerle birlikte nane ve maydanoz tüketmek, elma yemek, şekersiz sakız çiğnemek de ağız kokusunu engellemeye yardımcı oluyor.
Diş hastalıklarının ve diş bakımının ihmal etmek ağız kokusu oluşumunu neden olur. Diş çürükleri, bazı diş eti hastalıkları, ağız içinde var olan eski köprü ve protezler de ağız kokusuna neden olabilir. Bu tip rahatsızlıkların uzman doktor tarafından tedavi edilmesi gerekmektedir.
Dil çok girintili ve pütürlü yapısı sebebiyle bakterilerin rahatça yerleşip zor temizlenebileceği bir dokudur. Dişlerinizle birlikte dilin yüzeyinin ve özellikle arka kısmının fırçalanması kokuyu önlemek açısından önemlidir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Ekim 30, 2014
Yazan: sefa güler Perşembe, Ekim 30, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Grip aşısı hakkında bilgiler, Grip aşısı ne zaman yapılır, Grip aşısı ne işe yarar, Grip aşısı işe yarıyor mu Bu soruların cevabı için yazıyı okuyunuz.

Grip aşısı özellikle havaların soğudu sonbahar aylarında vücudun gribe yakalanma riski arttığı için bu aylarda yapılırsa %89 grip e yakalanmaktan bizi koruyor.
Grip aşısı hastalığı %89 oranında önlüyor.Birçok hasta tarafından grip aşısının gribe yol açtığı sanılsa da bilimsel araştırmalar grip aşısının %89 etkili olduğunu gösteriyor. Grip aşılarının inaktive, yani ölü grip virüslerinden üretildiğini; bu nedenle gribe yol açmadığını belirten uzmanlar. koruma aşılamadan sonraki 10 gün içinde oluşur. Ancak aşı olduktan sonra influenza virüsleriyle temas eden ve enfekte olan bir kişi, hastalığı aşı olmamış bir hastadan çok daha hafif geçirecektir. Sonbahar aylarında grip aşısı olunması gerekiyor. En uygun zamanın Ekim ayı gibi sonbahar aylarıdır. Kasım ayında grip sezonu başlar başlamaz gribe yakalanma olasılığı artacağı için bu aydan önce aşı yaptırmak gerektiğini önerilmektedir.

Grip belirtileri şunlardır

Gribe yakalanan kişilerde 38 derece ateş, baş ağrısı, vücutta genel ağrı, kırgınlık, kuru öksürük, üşüme, titreme, terleme, bazen burun tıkanıklığı, hapşırma ve boğaz ağrısı görülüyor.
Grip belirtisi ortadan kaybolmuş olabilir ama virüs vücutta halen varlığını sürdürmektedir. Gribe yol açan influenza virüsleri dış ortamda 48 saat kadar canlı kalmakta ve solunum yolu ya da el ağız yoluyla bulaşma halinde hastalığa yol açmaktadırlar.
Uyarı: Uzun süren yüksek ateş, aşırı halsizlik, şiddetli öksürük, nefes almada zorluk, bilinçte değişiklik gibi durumlarda ise zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekiyor.

Grip tedavisinde antibiyotikten uzak durulmalıdır

Grip tedavisinde ağrı kesici ve ateş dürücü kullanmak gerekiyor. Hastalık esnasında antibiyotik kullanımının tamamen yanlış antibiyotiklerin sadece bakterilere karşı etkili. Grip etkeni olan influenza, virüstür ve tedavi amaçlı olarak doktorun önerisine göre ancak influenza virüslerine karşı etkili olan anti-viraller kullanılabilir. Öte yandan grip virüsü vücuda girdikten sonra bulgular ortaya 2-3 günde çıkabiliyor. Hastalık yetişkinlerde hastalık belirtilerinin başlamasından 1 gün öncesinde başlıyor ve belirtilerinin bitiminden sonra 5 gün kadar devam edebiliyor. Bu süreler çocuklarda iki katı kadar uzun sürüyor.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Ekim 30, 2014
Yazan: sefa güler Perşembe, Ekim 30, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

29 Ekim 2014 Çarşamba

Besinler, Besin Çeşitleri, Görevleri ve Özellikleri Hakkında Bilgiler

Besin tüketiminde şu hususlara dikkat edilmelidir.
1. Taze olmalıdır. Bayat besinler zehirlenmeye sebep olabilir.
2. Uygun ortamlarda ( Buzdolabı, dondurucu ) saklanmalıdır.
3. Son kullanma tarihi geçmemelidir.
4. TSE belgesi ve Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nın izni olmalıdır. TSE belgesi ürünün standartlara uygun olduğunu ve kalite kontrolü yapıldığını gösterir.
5. Sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkanmalıdır.
6. Hazır gıdalar kullanırken dikkatli olunmalıdır. İçerisinde koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı katkı maddeleri bulunmaktadır. Katkı maddeleri kimyasal madde olduğu için zararlıdır. Fazla miktarda alınması alerji, kanser gibi hastalıklara sebep olmaktadır.
7. Alo 174 gıda hattı besinlerle ilgili herhangi bir problem olduğunda başvurulacak merkezdir.
Yiyecekleri cazip hale getirmek için gıda boyası, tatlandırıcı maddeler kullanılır. Koruyucu maddeler katılarak gıdaların raf ömrü uzatılmıştır.Meyveli yoğurt, hazır çorba, dondurulmuş gıda gelişen teknoloji ile yaşamımıza girmiştir.

Besin nedir

Yenebilen bitki ve hayvan dokuları besin olarak adlandırılmaktadır.Besinler hayvansal ve bitkisel olarak ikiye ayrılmaktadır.
Hayvansal Besinler: Süt ve sütten yapılan ürünler,yumurta,büyük ve küçük baş hayvan etleri (kırmızı et, tavuk eti,balık eti ve çeşitli et ürünleri)
Bitkisel Besinler:Tahıllar (buğday,pirinç,mısır), kuru baklagiller ( kuru fasulye,nohut,mercimek..),sebz eler ( köklü ve yeşil yapraklı), meyveler.
Besinler, büyüyüp gelişmek,hareket etmek,çalışmak,enerjik olmak, düşünmek ve öğrenmek için vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerinin ve enerjinin kaynağıdır.Yaşam için gerekli temel öğe olmalarının yanı sıra yaşamın vazgeçilmez zevklerinden biridir.Aile ve arkadaşlarınızla yemek yemekten nasıl hoşlandığınızı pek çok sosyal olayda besinlerin ne kadar önemli olduğunu düşünün ve yemekten zevk alırken doğru ve sağlıklı seçimler yaparak besinlerden en iyi şekilde yararlanın.
Besinler yaşam için vazgeçilmezdir.İyi ve kötü besin yoktur ; ancak iyi ve kötü beslenme vardır.Vücudumuz çok çeşitli besin öğelerine gereksinim duymakta ve bunları yenilen yiyeceklerle karşılamaktadır.
Örnek;
Bitkilerden; Elma, marul, patlıcan
Hayvanlardan; Et, süt, yumurta, tereyağı
Madensel besinler; Su, tuz
Besinleri çeşitli guruplara ayırmaktayız

Besin Öğeleri Nelerdir 

Doğada kırkı aşkın türde bunan ve vücuttaki görevlerine göre sınıflandırılan besin öğeleri:
a) Karbonhidratlar
b) Proteinler
c) Yağlar
d) Vitaminler
e) Minareler
Su ve posada vücutta önemli görevleri olan öğelerdir.

Karbonhidratlar

Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. İlk olarak fotosentez sonucunda üretilir. Karbonhidratların fazlası bitkilerde nişasta olarak depo edilirken, hayvanlarda, glikojen olarak depo edilir. Özel reaksiyonlarla yağ, protein ve vitaminlerin sentezinde kullanılabilir.
Hücrelerde enerji üretmede şekerler öncelikle kullanılır. Bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Fotosentez sonucu üretilen şekerler yapı ve kullanım yerlerine göre de çeşitleri oluşturulur.
Glikoz (C6H12O6)
Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur. Kan sıvısında bulunan kan şekeri glikozdur.
Nişasta
Çok sayıda glikozun özel bağlarla birleşmesinden oluşmuştur. Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Nişasta, ayıracı olan iyot çözeltisi ile mavi renge boyanır.
Selüloz
Yalnızca bitkilerde bulunur. Bitki hücresinin çeperini oluşturur. (Yapı maddesi) Hayvanlar tarafından sindirilemez. (Bazı kuş ve geviş getirenler hariç)
Glikojen
Yalnızca hayvan hücrelerinde bulunur. Glikozun hayvanlar ve insanlardaki depo şeklidir. Karaciğer ve kas hücrelerinde bol miktarda bulunur.

Yağlar

Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. En küçük yapıtaşı yağ asidi ve gliseroldür. Yağlar, beyaz kağıt üzerine bıraktığı parlak leke ile tanınır.
Vücudun ısı yalıtımını sağlar. Hücre zarının, hormon ve vitaminlerin yapısına katılır. Derinin esnek olmasını sağlar. Kış uykusuna yatan canlılarla göçen kuşlarda depolanmış enerji ham maddesi olarak kullanılır. Karın bölgesindeki iç organları darbelere karşı korur.

Proteinler

Büyüme, gelişme, yaraların iyileşmesi, vücudun mikroplara karşı direnci için protein kullanılır. Yapıcı ve onarıcıdır. Zorunlu olmadıkça enerji verici olarak kullanılmazlar. Bir besinde protein olduğunu anlamak için biüret damlatılırsa mavi-mor renk alır. Protein, nitrik asit ya da Lügol çözeltisi ile ısıtıldığında rengi sarı olur. Et, süt, yumurta, tavuk ve balık protein bakımından zengin hayvansal besinlerdir. Tahıllar (buğday, arpa, çavdar, yulaf vb.), baklagiller (fasulye, nohut, mercimek, bezelye vb.) ve kuru yemişlerde de bol miktarda protein bulunur. Bebeklik ve çocukluk döneminde protein yeterli alınmazsa büyüme durabilir. Protein saç ve tırnağın uzamasını sağlar.

Vitaminler

Vücutta düzenleyici olarak görev yaparlar. Hastalıklara karşı koruyucudur. Büyümede görev alırlar.
A Vitamini: Yumurta, karaciğer, baklagiller, ceviz, mantar, süt ürünlerinde, havuç, domates, balık, et ve yeşil sebzelerde bulunur. Büyümeye yardım eder, gece körlüğünü önler.
B Vitamini: Tahıl ürünlerinde, süt ve ürünlerinde, et, balık, tavuk, yeşil sebzelerde bulunur. Beriberi (sinir iltihaplanması), kansızlık, görme bozukluğu, deri hastalıklarını önler. Hafızayı güçlendirir, sinirlerin faaliyetlerini düzenler.
C Vitamini: Turunçgiller, çilek, domates, soğan, kuşburnu, patateste bulunur. Vücudun direncini artırır, onarımını sağlar. İskorpit (diş eti kanaması), grip, nezle hastalıklarını önler.
D Vitamini: Balık yağı, tereyağ, karaciğer, süt ve ürünlerinde, yumurtada bulunur. Kemiklerimizi ve dişlerimizi sağlamlaştırır, Raşitizim (Kemiğin sertleşmemesi) hastalığını önler.
E Vitamini: Yeşil bitkiler, tahıllar, et, süt ve ürünlerinde, karaciğer, bitkisel yağlarda bulunur. Üreme, büyüme ve gelişmede etkilidir. Kısırlığı önler.
K Vitamini: Yeşil bitkiler, karaciğer, balık, ıspanak, baklagiller, süt ve yumurtada bulunur. Kanın pıhtılaşmasını sağlar.
Besinlerdeki vitamin kaybının önlemesi için uygun koşullarda saklanmalıdır. Sebze ve meyveler çiğ ve taze olarak tüketilmelidir.

Mineraller

Yeryüzünde, maden şeklinde bolca bulunurlar. Canlılarca tabiattan hazır olarak alınır. Sindirilmeden kana karışırlar. Kemiklerin, dişlerin oluşmasında, kasların kasılmasında, sinirlerde uyartıların iletilmesinde, enzimlerin çalışmasında… görev yapar.Bazı minerallerin bulunduğu yerler ve görevleri aşağıda belirtilmiştir.
Resmi büyütmek için lütfen resme tıklayınız

Su

Vücutta en fazla ihtiyaç duyulan besindir. Vücuttaki kimyasal olaylar ancak sulu ortamda gerçekleşir. Su iyi çözücü olduğundan besinlerin sindiriminde, emiliminde, taşınmasında ve boşaltımında kullanılır. Sıcak ve soğuk kanlı canlılarda vücut sıcaklığının yayılmasında kullanılır.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Ekim 29, 2014
Yazan: sefa güler Çarşamba, Ekim 29, 2014 Yorum Yok Devamını Oku
Ayak mantarı parmak aralarında hafif kepeklenme ve şiddetli kaşınmayla ortaya çıkan bir bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Oluştuğu bölgede yanmaya ve acı veren çatlaklara neden olur. Ayrıca ayak kokusuna neden olur. Zaman içinde daha geniş bir bölgeye yayılarak diğer ayağa da sıçrar.Nemi ve sıcağı seven, bu koşullarda hızla çoğalan mantar, bu hastalığa sahip başka biriyle ortak kullanılan çorap, terlik, ayakkabı ya da banyo zemininden bulaşabilir.

Ayak mantarı için bitkisel tedaviler

1- Yeteri kadar suya, 40 damla çay ağacı yağı ekleyin. Ayaklarınızı bu suda 10 dakika bekletin. Ayak banyosundan sonra ayaklarınızı havluyla kurulayın ve saç kurutme makinesiyle ayaklarınınızda hiç nem kalmayıncaya kadar kurutun.
Tırnaklar kesilmiş olmalı. Tırnakların altında dahi hiç nem kalmamalı. Azıcık bir nem bile mantarın yaşamını sürdürmesine yeter. Ayaklarınızı iyice kuruttuktan sonra mantarlı bölgeye birkaç damla çay ağacı yağı sürün
2- Zeytin ağaçı bakteri, Mantar ve parazitlere karşı korunmak için kendi antibiyotiğini üretir. Zeytin yaprağı ekstresi mükemmel bir antiviral ajandır. Ayrıca zeytin yaprağı ekstresi uçuk, grip, bakteri, sıtma, mantar, iltihap, yüksek kan basıncı, diyabet, kronik halsizlik ve soğuk algınlığı için de kullanılabilir.
3- Mantarlı bölgeye sarımsağı dilimleyerek koyun ya da sarımsak suyunu sürün. Üzerine çoraplarnızı giyin ve gün boyu orda durmalarını sağlayın. Bu yöntem mantar ilaçlarından daha etkilidir.
4- Ayaklarınızı 10 poşet paudarco çayının demlenmesiyle elde edilen suyla 10 dakika Banyo edin.
Çorapları hergün değiştirin. Ayaklarınızı kuru tutun : Mantar nemli ortamda yaşar ve çoğalır.
5- Altı tane asprini yarım bardak sirkede ezin.İyice çalkalayın ayaklarınızı temizleyip kuruttuktan sonra uygulayın.3 gün boyunca ya da mantar kaybolana kadar günde 3 kere uygulayın.
6- Aloe vera anti mantar özelliğe sahiptir.Mantarlı bölgenin üzerine sürün.
7- Aynısafa anti mantar özelliğe sahiptir.Aynısafa kremi yada aynısafa çiçeklerinin kaynama suyuyla yapılan ayak banyoları mantar tedavisinde etkili olur.
8- Ayak mantarından kurtulmak için yapmanız gereken gerçekten çok basit. 2 litre ılık suyun içerisine tepeleme 1 çorba kaşığı  karbonatı(eczaneden alın lütfen) atıp karıştırarak erimesini sağlayın. On gün boyunca  her gün 20 dakika kadar bu suda ayaklarınızı bekletin. Sonrasında özellikle parmak araları nemli kalmayacak şekilde ayaklarınızı iyice kurulayın. Bu süre içinde ayaklarınıza her gün karbonat sürün (pudralar gibi) ve ayakkabılarınızın içine karbonat serpin.
Bu yöntem aynı zamanda ayak kokusuna kesin çözüm olacaktır.
Tabi yeni bir oluşumu engellemek için ayaklarınızı nemli bırakmamaya dikkat edin.  İsterseniz arada 1-2 gün yukarıdaki işlemi uygulayabilirsiniz.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Ekim 29, 2014
Yazan: sefa guler Çarşamba, Ekim 29, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Mayasıl nedir

Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığıdır kronik bir Egzama türüdür.

Mayasıl belirtileri

Anal bölgede özellikle geceleri artan kaşınma.
Anüs ve civarında ıslaklık düzeyinde nem.
Zaman zaman hafif kanama
Bölge cildinde kalınlaşma ve sertleşme.
Ciltte oluklaşma şeklinde meme görünümü
Çamaşırı kirletecek düzeyde akıntıya benzer salgı.
Pis koku
Yapısal değişiklik ve tahrişe bağlı hafif ağrı.
Cildin elastikiyetinin azalmasından kaynaklanan küçük çatlaklar.
Anal dermatit teşhisi nasıl teşhis konur:
Teşhis muayeneyle konur,diğer tetkik ve teknolojinin anlamlı faydası olmaz.Erkeklerde daha sık görülür.Muayenede anus çevresindeki cildin kabalaştığı,hassaslaştığı,çok nemli olduğu,  koktuğu ve çatlaklar olduğu gözlenir,akıntıya benzer cilt salgısı ve bunun çamaşırda yaptığı kirlenme görülür.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Ekim 29, 2014
Yazan: sefa guler Çarşamba, Ekim 29, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Teknolojinin Yararları hakkında kısa bilgi

Teknolojinin insan hayatına girmesiyle bir çok alanda insanlara faydası çok artmıştır.Teknoloji hemen hemen hayatımızın her noktasında yer almaktadır bu yeniliklerle insan güçünün en aza indirilmeside söz konusudur.Örneğin eskiden inşaat sektöründe bütün yük veya işler diyelim neredeyse insan vücudunun üzerine biniyordu şimdi teknolojinin çoğalmasıyla bütün işleri işmakinaları yapmaktadır bu da insanlara faydasının ne kadar büyük ve çok olduğunu ortaya koymaktadır.Sanayinin gelişmesinde ise teknolojinin katkısı oldukca büyüktür.Sanayide teknolojik makinelerle insan güçünün yapamayacağı işler yapılmaktadır.

Teknolojinin yararlarını maddeler halinde sıralayalım
1- İnternet sayesinde dünyanın heryerine ulaşıp yazılı, sesli, ve görüntülü iletişim kurabiliyoruz. Haberleşmede çok önemli fayda sağlamaktadır.
2- Teknoloji sayesinde insanlar rahat ve kolay yaşama imkanına sahip oluyorlar.Örnek verecek olursak eskiden çamaşır yıkamak çok zordu nehir kenarlarında çamaşır yıkanırdı günümüzde teknolojinin sayesinde su evimize kadar geldi ve çamaşır makinesinin içadıyla hiç yorulmadan insan enerjisi tüketilmeden çamaşırları makineler yıkamaktadır.Evlerde bulunan çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buz dolabı, ütü, vs gibi teknolojik aletler sayesinde işlerimizi daha hızlı ve insan enerjisini daha az harcayarak kolay bir şekilde yapmaktayız.
3- Tıp alanında da teknoloji sayesinde insan hayatı açısından olumlu etkileri çoktur.Hatalıkların daha çabuk bulunmasında ve anlaşılmasında tıptaki teknolojik ürünlerden faydalanılır.
Örneğin anne karnında bebeği canlı canlı izliyorlar cinsiyetine bakıp anne ve baba adaylarına bebek doğmadan aylar önce söylenmektedir.
4-Eğitim alanındada teknolojinin çok faydası vardır. Örneğin episkop, projeksiyon makinesi ve televizyon gibi ürünler yardımıyla okullarda ders anlatmada kolaylık sağlanmaktadır.
5- Teknolojinin birdiğer faydası insanların düşüncelerini, duygularını daha fazla insana anlatmasının daha kolay bir hale gelmesidir. Matbaa sayesinde birçok kitap basılmış ve insanlar bu kitaplar sayesinde kültürleri gelişmiştir. Hayatımızda internet, gazete, televizyon, radyo ve diğer iletişim aletleri ile daha fazla insana haberler ulaştırılmaktadır.
6- Teknoloji ulaşım alanındada çok faydalıdır. Eskiden yolları atlarla veya yüreyerek aylarda belkide yıllarda gidilmekteydi. Teknoloji sayesinde tren, otomobil,  gemi ve uçak gibi vs bu araçlar sayesinde bu kolaylaştı ve çok uzak biryere kısa zamanda ulaşılabilmektedir.
Teknolojinin insan hayatına olumlu etkileri olduğu gibi zararlarıda çoktur burdan teknolojinin zararlarınıda okuya bilirsinz; Teknolojinin zararları
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Ekim 29, 2014
Yazan: sefa güler Çarşamba, Ekim 29, 2014 Yorum Yok Devamını Oku

Duyu organları, görevleri ve sağlığı hakkında bilgiler

Duyu organlarımız Göz, kulak, burun, dil ve deri olmak üzere 5 (beş) tanedir. İnsanda 5 tane duyu organı vardır bu organlar sayesinde duyu hissi yaşarız yani gözümüz olmasa göremeyiz veya kulağımız olmasa duyamayız.Derimizin üstüne en ufak bir şey dokunsa onun dokunduğunu hissederiz.Duyu organları sayesinde yaşamda daha sağlıklı yaşarız.Duyu organlarımız biz insanlara verilen nimetlerden sağdece bir kaçtanesidir.

Duyu organlarımızın sağlığı için ne yapmalıyız

Gözün Görevi ; Göz insanlarda ve her canlıda görme organıdır. Yani dünyaya açılan pencere adıda verilebilir. Bazı göz hastalıkları zamanla oluşabilir. Bunlar uzağı görememe, yakını görememe, katarakt, gece körlüğü, renk körlüğü ve göz çıbanı gibi rahatsızlıklar oluşabilir.
Göz sağlığı için ne yapmalıyız
Gözlerimizi temiz tutmalıyız.
Başkalarının havlularını, gözlüklerini kullanmamalıyız.
Televizyon ve bilgisayara uzun süre bakmamalıyız.
Gözlerimizi aşırı ışıktan korumalıyız.
Güneşe doğrudan bakmamalıyız.
Kitap okurken kitaba, yazı yazarken deftere çok yakın durmamalıyız.
Okuma sırasında kitap ile gözlerimiz arasındaki uzaklığın 20 - 35 cm olmasına dikkat etmeliyiz.
Işığı az olan yerde okuma yapmamalıyız.
A vitamini içeren besinler yemeliyiz.
Kulağın Görevleri ; Kulak İnsanlarda ve diğer canlılarda işitme işlevini yapan bir organdır. Kulak 3 kısımda oluşur. Dış kulak, ortakulak ve iç kulak. Dış kulak sesleri toplamaya yarar. Kulak yoluyla sesleri orta kulağa ve oradanda çekiç, örs ve özengi sayesinde iç kulağa gönderir. İç kulağa gelen sesler salyangoz adı verilen sinir uçları ilke beyne gelir.
Kulak sağlığı için ne yapmalıyız
Kulaklarımızı temiz tutmalıyız.
Sert cisimlerle karıştırmamalıyız.
Yüksek sesli ortamlarda bulunmamalıyız.
Kulağımızı dış darbelerden korumalıyız.
Kulağımızı soğuktan korumalıyız.
Başkalarının kulaklarına yüksek sesle bağırmamalıyız.
Burunun Görevleri ; Burun insanlarda ve diğer canlılarda koku ve nefes almaya yarayan bir organdır.
Burun sağlığı için ne yapmalıyız
Burnumuzu karıştırmamalıyız.
Tozlu ortamlarda oyun oynamamalıyız.
Burun kıllarını koparmamalıyız.
Burnumuza bir şey sokmamalıyız.
Ne olduğunu bilmediğimiz maddeleri koklamamalıyız.
Burun kanamalarında burnumuzu sıkmalıyız ya da burnumuzun üzerine buz koymalıyız.
Sigara içmemeliyiz.
Dilin Görevleri; Dil insanlarda ve diğer canlılarda tad almaya yarayan bir organdır. Ayrıca konuşmayada yarar.
Dil sağlığı için ne yapmalıyız
Ağız temizliğine önem vermeliyiz.
Çok soğuk ve çok sıcak yiyecekler yememeli ve içmemeliyiz.
Dişlerimizi fırçalarken dilimizin üzerini dikkatlice arkadan öne doğru fırçalamalıyız.
Dilimize zarar verebilecek bazı kimyasal maddelerden uzak durmalıyız.
Derinin Görevleri; Deri dokunma duygusudur. Sıcağı, soğuğu, acıyı, sert ve yumuşaklığı, düzlüğü, pürüzlü yüzeyleri deri yardımıyla anlarız.Deri vücudun hava almasınıda sağlar.
Deri sağlığı için ne yapmalıyız
Vücudumuzu temiz tutup sık sık banyo yapmalıyız.
Derimizi ezilme, kesilme ve yanıklardan korumalıyız.
Bol bol su içmeliyiz.
Güneş altında fazla kalmamalıyız.
Kimyasal maddelere (çamaşır suyu, asit, deterjan vb.) dokunmamalıyız.
Bu önerilere de dikkat edersek duyu organlarımızın sağlığını korumuş oluruz.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Ekim 29, 2014
Yazan: sefa güler Çarşamba, Ekim 29, 2014 Yorum Yok Devamını Oku
  • RSS

Sitemize Burdan Abone Olun

Duyuru Panosu
Lütfen Yazılarımıza
Yorum Yazınız
Yorum Larınız
Bizim İçin Önemlidir
Saygılar. Bilgi Dünyası
*

*

*

Lütfen Yazılarımıza
Yorum Yazınız
Yorum Larınız
Bizim İçin Önemlidir
Saygılar. Bilgi Dünyası
*

*

*

Lütfen Yazılarımıza
Yorum Yazınız
Yorum Larınız
Bizim İçin Önemlidir
Saygılar. Bilgi Dünyası
*

*

*

Lütfen Yazılarımıza
Yorum Yazınız
Yorum Larınız
Bizim İçin Önemlidir
Saygılar. Bilgi Dünyası

Translate,Dil Ceviri

Blog Arşivi

Duyuru!
Sizlere Daha İyi Hizmet Verebilmemiz İçin

Lütfen Okuduğunuz Yazılar Hakkında

İyi Veya Kötü Yorum Yazınız. Siteden Kopyalanan İçeriklere Lütfen Link Veriniz.
Bumerang - Yazarkafe

İstek ve Şikayet Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *